CUMHURİYETİ KORUMA VE DEMOKRASİYİ YERLEŞTİRME İÇİN GÜÇ BİRLİĞİ ÇAĞRISI

Seksen beş yıl önce, Büyük Türk Devrimi ile oluşturulan Türkiye Cumhuriyetinin Yönetimi, bugün, emperyalist güçlerin de desteğiyle Devrimin ulusal bağımsızlık, ulusal egemenlik, aydınlanma, çağdaşlaşma, laikleşme, uluslaşma ve giderek çağın yönetim felsefesi demokrasiye ulaşmayı öngören kurucu felsefesine karşı olan, şeriattan yana dinsel güçler tarafından ele geçirilmiş bulunmaktadır.

Bu karşı devrim tablosu karşısında, ülkemizin aydınlık geleceği için yapılmasını zorunlu bulduğumuz saptama, değerlendirme ve önerilerimizi ortaya koymayı, Cumhuriyeti korumanın, yerleşik bir demokrasiye ulaşmanın ve yurtseverliğin gereği sayıyoruz.

1.

İnsan merkezli sivil toplumun ve demokrasinin ürünü olmayan din merkezli “Ilımlı İslam Devleti” iktidarı, ülkeyi içeride ortaçağ karanlığına, din ve mezhep kavgalarına, dışarıda BOP uyarınca saldırganlık ve savaşa sürükleyecek bir yol izlemektedir. Son olarak, bir özgürlük sorunu değil, bir şeriat adımı ve ideolojik bir simge olarak Türk kadınına dayatılan “türban konusu” ile toplumda gittikçe derinleşen gerginlik, bölünme ve çatışmalara yol açılmaktadır.

2.

Devrim ve demokrasi güçleri, Cumhuriyet Devrimi ile gerçekleştirilen çağdaşlaşma, aydınlanma ve laikleşme atılımlarının ülkemizde bugün ulaştığı aşama, uğrak ve kazanımları koruyabilme olanağını da yitirmek üzeredir. Eğer en kısa sürede demokratik bir seçenek, çözüm ya da çıkış üretilip, yaşama geçirilemezse, bu iktidarın militarist ya da faşist bir diktatörlüğe yol açması da olasılık içindedir.

3.

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün veciz biçimde çerçeveleyerek tüm gerekleriyle eyleme ve yaşama geçirdiği “Tam Bağımsızlık”tan yola çıkan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugün tam bağımlı hale getirilmiştir.

4.

Benzersiz bir devrimle kurulan Cumhuriyet Yönetimi, başlangıcında hedeflenen çağdaş uygarlık düzeyine ve demokrasiye ulaştırılamadan, öngörülen doğrultudan saptırılmıştır.

5.

Güzel ülkemiz Türkiye, çok derin bir yönetim, siyaset ve düzen bunalımı içindedir. Ülkede yönetsel ve toplumsal karanlık giderek artmakta, güven bunalımı tüm ülkeye yayılmakta, huzur ve barış içinde birlikte yaşama ve korkudan uzak olma hakları herkes için tehlikeye girmiş bulunmaktadır.

6.

‘Cumhuriyet ve Demokrasi Güçleri’ bu duruma ve bu karanlık tabloya seyirci kalamaz; Cumhuriyeti koruma ve demokrasiyi yerleştirme konusundaki yaşamsal görevlerinin gereklerini ivedilikle yerine getirmek durumundadırlar.

7.

Bugün ülkede duyulan toplumsal, ulusal gereksinme ve ertelenemez ödev, içinde bulunduğumuz kritik uğrak, bir siyaset felsefesini de içerecek biçimde, ‘Cumhuriyet ve Demokrasi Güçleri’ arasında yaşamsal önem taşıyan bir bağlaşmayı ya da güç birliğini sağlayacak dinamik ve bütünsel bir SİYASİ PROJEyi ortaya koymayı ve kamuoyuna sunmayı gerektirmektedir. Ancak böyle bir proje ile ‘Cumhuriyet ve Demokrasi Güçlerini’ toparlayabilecek bir çekim merkezi ve demokratik bir iktidar seçeneği üretilip oluşturulabilir.

8.

Türkiye, içinde bulunduğu bu derin siyaset ve yönetim bunalımından, yalnızca ve ancak SOL DEMOKRATİK İKTİDAR SEÇENEĞİ oluşturarak çıkabilir.

Çünkü;

- Küresel emperyalizme ve ABD hegemonyasına karşı ulusal bağımsızlığı, ulusal ileri değerleri ve çıkarları, insanı ve ekonomik yönden güçsüz kesimleri ancak sol düşünce savunup koruyabilir.

- Dinsel güçleri ve kutsal din kurumunu siyasi alanın dışına, ancak sol demokratik düşüncenin iktidarı çıkarabilir.

- Çağdaş uygarlığın kaynağı ve beşiği olan Avrupa’nın hümanist kimliği ile bütünleşmeyi, Cumhuriyetin kurucu felsefesinin ve tarihsel doğrultunun da bir gereği olarak, ancak hümanist, insan merkezli sol düşünce gerçek anlamda savunup yaşama geçirebilir.

- Nihayet, tüm koşullar sol demokratik güçlerin, ülkede demokrasiyi yerleştirip egemen felsefe haline getirmesini gerekli kılmaktadır.

9.

Bu nedenlerle, demokrasi güçleri açısından oluşturulması, tarihsel, ulusal, yaşamsal ve ivedi bir görev haline dönüşen ‘Sol Demokratik İktidar Seçeneği’ için, bugüne değin üretilememiş ve halka, siyaset alanına, ortak duyuya sunulamamış, Cumhuriyet ve Demokrasi Güçlerinin birlikteliğini sağlayabilecek, Cumhuriyetin kuruluş felsefesi temeli üzerinde yükselecek, demokrasinin günümüzdeki gelişmişlik düzeyinin gereklerine ve ülkemizin içinde bulunduğu uğrağın toplumsal, yapısal durum ve koşullarına denk düşecek, halka taşınabilir, özgün, ulusal, bütünsel ve dizgeli bir SİYASET FELSEFESİNİN üretilip ortaya konulmasının, siyaset felsefesi ile birlikte birleştiriciliğin ve toplayıcılığın iki temel etken ve öğesinden bir diğerini oluşturan TÜMLEŞİK KADROLARIN OLUŞTURULMASInın gerekliliği ve zorunluluğu önümüzde durmaktadır.

10.

Bu durumda, DEMOKRASİ SAVAŞIMININ BİR BAĞLAŞIKLAR SORUNU olduğunun bilinci içerisinde, tüm demokrat solda, bireysel öğelerin, yaklaşımların, motiflerin, yanlış ilişkilerin, içerikten yoksun tartışmaların, gereksiz çekişme ve çatışmaların sona erdirilerek, sol alanda ideolojik, felsefi, düşünsel bir tartışmanın başlatılması; bir durum değerlendirilmesinin yapılması ve sonrasında bağlaşma, bütünleşme ve güç birliğini sağlayacak siyaset felsefesine ulaşılması; ancak SOL DEMOKRATİK İKTİDAR SEÇENEĞİNİN OLUŞTURULMASIyla sağlanabilir.

11.

Bu saptamadan yola çıkılarak hazırlanmış olan SOL DEMOKRATİK İKTİDAR SEÇENEĞİ OLUŞTURMAK İÇİN SİYASET FELSEFESİ ve İDEOLOJİ ÇERÇEVESİ, Cumhuriyet Gazetesinin 13 Nisan 2007 tarihli sayısında 41 imza ile yayımlanarak kamuoyuna, halkımızın bilgi ve değerlendirmelerine sunulmuş ve proje, www.solsecenek.com internet sitesinde genel tartışmaya açılmıştır.

12.

Yeni ve önemli bir gelişme olarak, karşı devrim güçlerinin siyasal örgütü AKP ‘nin kapatılması için dava açılmış olması, Cumhuriyet Devrimi ve Demokrasi güçleri için karar alma, ortak tavır belirleme açısından hızlı hareket etmeyi gerektiren bir tablo ortaya çıkarmıştır. Demokrasilerde, despotik her türden partilere olduğu gibi din merkezli partilere de yer yoktur; demokrasinin, evrensel yelpazesi dışında kalan partilere ve eğilimlere karşı kendisini koruma refleksinin bulunması doğaldır. Bu davanın açılmış olması nedeniyle, karşı devrim güçleri, iktidarlarını yitirme olasılığının yüksek olmasının hırçınlığı ve saldırganlığı içerisinde, cumhuriyetin ve demokrasinin çağcıl güçlerine. aydınlarına, kadrolarına, kazanımlarına ve kurumlarına karşı yürüte geldikleri savaşı ve saldırganlıklarını hızlandırıp arttıracaklardır. Bu nedenle, nihai çözümün demokrasi, insan hakları, siyaset ve iktidar alanlarında olacağının bilinci içerisinde, cumhuriyet ve demokrasi güçleri, aralarında, gerekli bağlaşma ve güç birliğini, birleşik yurtsever ve ulusal ortak duruş sağlamayı hiç zaman yitirmeksizin gerçekleştirme tarihsel ödevi ile karşı karşıya bulunmaktadırlar.

13.

Her insanın, hukuk devletinin sağladığı güven içinde, korku ve baskıdan uzak bir özgürlük ortamında yaşama hakkı vardır. Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı Sayın İlhan Selçuk ve öbür aydın ve siyasetçilerin gözetim altına alınmaları olayı, gerek biçimi, gerekse zamanlaması itibariyle toplumda yaygın olarak korku, kaygı ve yılgınlık yaratma amacına dönük bir saldırganlık örneği ve açık bir insan hakları ihlalidir.


SONUÇ
Cumhuriyet Devriminin kurucu siyasal örgütlenmesi ve solun en büyük Partisi olması nedeniyle sol bir iktidar seçeneğini oluşturup gerçekleştirmek ve uygulamaya koyacağı ortak bir siyasi proje ile sol güçleri toparlayarak Sol Demokratik İktidar Seçeneğini oluşturmak, Türkiye’yi din ve mezhep kavgalarının yaşandığı ortaçağ karanlığına ve kaosa sürüklediği açık olan bu dinsel iktidardan kurtarmak, ülkenin ve Ulusun önünü açıp aydınlatmak gibi hedefleri yaşama geçirmek CHP Yönetimine düşen önemli tarihsel bir görevdir. CHP, DOĞRULTU DÜZELTMESİ yaparak, DOĞRU FELSEFE, PROGRAM ve DOĞRU KADRO ile, oluşturulacak ortak SİYASİ PROJE’yi yaşama geçirmeye ve SOL DEMOKRATİK İKTİDAR SEÇENEĞİNİ oluşturmaya ÖNCÜLÜK etmelidir. Öncelikle de karşı devrim güçlerinin giderek artan saldırılarını durdurmak için Cumhuriyet ve Demokrasi Güçleri arasında bağlaşma ve güç birliğini sağlamalıdır. CHP’nin tarihsel misyonu bunu gerektirmektedir. 01/04/2008
Nevzat HELVACI Güngör AYDIN